Doktora yaparken motivasyonu sürekli kılmak her zaman kolay olmuyor. Çalışmaların niş bir alanda olması ve paylaşım alanlarının kısıtlılığı nedeniyle, motivasyonun çoğunlukla içsel olarak sağlanması gerekiyor. Ancak hepimiz insanız ve dışsal motivasyona da ihtiyaç duyuyoruz. Bunu kabul etmemiz önemli. Bizi her zaman alkışlayan insanlar olmayabilir, fakat zaman zaman şimdiye kadar katettiğimiz yolun bize hatırlatılması gerekir. Bu hatırlatmayı genellikle akademideki birkaç yakın arkadaş yapar. Benzer süreçlerden geçtikleri için sizi anlayabilir, hak verebilir ve içinizi dökmenizi sağlayabilirler. Ancak onların da akademik başarıları sizinle benzer düzeyde olduğundan, toplumdaki konumunuzu anlamada ve bunun motivasyonunu sağlamada sınırlı kalabilirler.
Akademi dışındaki kişilerle konuşmak, görüşmek ve fikir alışverişinde bulunmak ise kimsenin sağlayamayacağı bir dış motivasyon sunabilir. Bu sayede kendinizi daha dinç, üretken ve zinde hissedersiniz. Burada kastettiğim kişiler, çocukluk arkadaşlarınız değil; yaptığınız işin önemini anlayabilen, alanınızla ilgili uzmanlığa sahip kişiler. İşte kongreler ve konferanslar temelde bu nedenle var. Örneğin benim alanım Metalurji ve Malzeme Mühendisliği. Alan çok geniş, fakat üzerinde çalıştığım konuları bilen kişi sayısı elliyi bile bulmuyor. Aynı durum iş arkadaşlarım için de geçerli. Kongre ve konferanslarda aslında belli bir zeminde ortaklaşan ama belirli noktalarda farklılaşan kişilerin bir araya gelmesi, çalışmalarını paylaşması ve takdir görmesi sağlanıyor. Kısacası, yaptığımız işleri “Bak, ben bunu yapabiliyorum.” diyebilmek için konferanslara katılıyoruz. Bu da bize belirli dönemlerde ciddi bir motivasyon sağlıyor.
Dış motivasyon arkadaş çevresi ve konferanslardan belli ölçüde gelse de benim için en önemlisi sektörle ilişkiler kurabilmek. Bu, yaptığınız projeler veya danışmanlıklarla mümkün olabilir. Daha önce sektörle hiç temas etmemiş biri içinse çok değerli fırsatlar sunar. Bu noktada fuarlar öne çıkıyor. Kimi çevrelerce modası geçmiş görülse de durum öyle değil. Hala birçok sektör fuar alanlarında bir araya geliyor ve en önemli networking ortamı buralarda oluşuyor. Alanınız ne olursa olsun – ister sosyal bilimler, ister mühendislik, ister temel bilimler – mutlaka ilgilenebileceğiniz bir fuar vardır. Kendi alanımdan örnek verecek olursam: Metal Expo, ALUS, Kalite, Yüzey İşlemleri, Analiz Cihazları, Temiz Oda Sistemleri gibi birçok fuar bulunuyor. Bazılarında aynı zamanda konferans programları da yer alıyor.
Fuar ziyaretlerinde önemli stantlara uğrayıp bir üniversiteden geldiğinizi söylediğinizde genellikle iki farklı yaklaşımla karşılaşırsınız. Birincisi, sizinle göstermelik ilgilenen firmalar. Bu şirketler, hedef büyümesini gerçekleştiremeyen, satış odaklı ve inovatif yaklaşımı olmayan işletmelerdir. Diğer tarafta ise gerçekten inovatif bakış açısına sahip, üniversite-sanayi işbirliğinin değerini kavramış firmalar vardır. Bu firmalar hiç de az değil. Onların stantlarını ziyaret ettiğinizde hem sizinle ilgileniyorlar hem de sizden dinledikleriyle farklı bakış açıları kazanabiliyorlar. İşte en büyük dış motivasyon bence bu noktada sağlanıyor. Yaptığınız çalışmaların sektörde karşılık bulduğunu görmek sizi soyut formüllerden çıkarıp somut sonuçlara ulaştırıyor. Özellikle mühendislikte bir ürünün gerçek halini görmek, ona dokunmak ya da işleyişini izlemek bile büyük bir motivasyon kaynağı. Ayrıca üniversite-sanayi işbirliklerinin temelleri de çoğunlukla bu temaslarda atılıyor. Bir işbirliği yapmak zorunda değilsiniz; yalnızca alanınızdaki endüstriyel gelişmeleri görmek bile motive edici olabilir.
Sektörünüzdeki fuarları takip etmek ve ziyaretçi olarak katılmak, sektörle ilişki kurmak açısından çok kıymetlidir. Sadece akademik çerçevede kalmayıp, reel hayatta yaptıklarımızın karşılıklarını görmek için bulunmaz bir fırsattır. Siz de mutlaka alanınızla ilgili fuarları takip edin ve sektörle ilişki kurun.

